banner1

banner18

Arap Baharı’nın son halkası Suriye’deki iç karışıklık Nisan 2011’de başladı. Beşinci yılını tamamlamak üzere olan savaş esnasında Suriye halkı topraklarına adını ‘kanlı harflerle’ yazdırdı. Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre bu süre zarfında 220 bin insan canından olurken, evinden, sevdiklerinden ve yurdundan ayrılmak zorunda kalanların sayısı 4 milyonu ulaştı.

Siyasi amaçlar uğruna düzenleri bozulan milyonlarca ‘can’ bugün zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye’de kurulan mülteci kamplarında hayatlarına devam etmeye çalışan Suriyelilerin sayısı yine Birleşmiş Milletlerin yayınladığı son rapora göre 225 bin civarında. 2 milyona yakın Suriyeli ise Anadolu’nun dört bir yanına dağılarak yaşam mücadelesi veriyor. Bu durum beraberinde bazı sorunları da doğurmuyor değil. Suriyeli misafirlerini baş tacı eden de var, düzeninin bozulduğunu, rahatsız edildiklerini söyleyip Suriyelileri istemeyen de.

Kendi işini kuran ya da bir iş bulup evine ekmek götürmeyi başaranlar şanslı kategorisinde. Peki ya kış soğuğunda, bir köşe başında kıyafetlerini yakarak ısınmaya çalışanları hangi kategoride göstermek lazım? Ya da bir umut peşinde Avrupa’ya geçmeye çalışırken paraları alınıp tekneleri batırılan masumları? Ana Haber bültenlerinde Ege Denizi’nde batan botlarda kıyıya vuran cansız bedenleri izlemeyi artık yadırgamaz olduk. Hırçın dalgalarla boğuşup Avrupa’ya ulaşma ümidiyle yola çıkanları, daha yolu yarılayamadan can verenleri ya da Sahil Güvenlik ekiplerine yakalanan şanssız şanslıları sadece izlemekle yetinmeyi alışkanlık haline getirdik. Her ne kadar yapabileceklerimizin sınırlı olsa da Aylan Bebek ve daha kıyıya vurmayı bile başaramayan daha nice masum bedeni çaresizce seyredebildik.

2015 yılında 1 milyon 573 bin mülteci Avrupa’ya ayak basmayı başardı. Bu rakamın yarısını Suriyeliler oluşturuyor. Kendisini Medeniyetler Beşiği olarak gören Avrupa ülkeleri savaş mağduru bu insanlara sahip çıkmak konusunda oldukça katı bir tavır göstermeye devam ediyor. Hatta bu konuda Türkiye ile sıkı sıkı pazarlık ettikleri bile ciddi şekilde konuşuluyor. Bulduğu her fırsatta başka ülkelerin iç işlerine ‘insan hakları savunucusu’ sıfatıyla karışmayı huy edinen Avrupa Birliği, bu konuda ne kadar insancıl olduğunu tüm dünyaya gösteriyor!

İnsanoğlu Suriyelilere karşı zor bir sınav veriyor. Türkiye’nin bu süreçte attığı adımların doğru olduğunu ve savaş mağduru Suriyelilere kapılarını açmakla iyi ettiğini düşünenlerdenim. Zorda kalana sahip çıkmalıyız. Beraberinde sorunların doğmadığını söylemek tamamen yanlış olur. Hırsızlık yapan Suriyeliler haberini de okuduk, ev kirasını vermeyeni de, patronunu bıçaklayan Suriyeli haberini de. Ancak burada tartışılması gereken insan canı. Asıl olması gereken bu insanların kendi evlerinde, kendi vatanlarında yaşaması gerektiği. Siyasi çıkarlar uğruna bu insanların düzenlerinin bozulmaması gerçeği. En net ifadeyle bu savaşın sona ermesi gerçeği…

Dini, dili olmaksızın insan canı en kıymetlisi. Masum insanların ölmemesi ve bir an önce Suriye’de yaşanan kanlı oyunun bitmesi ümidiyle… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner21